Tarih 10 Eylül 2008, 03:42. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
istanbul üniversitesi, istanbul üniversitesi veteriner fakültesi, öss başarısı
Bu arada, size İstanbul Üniversitesini kazandığımı söylemiş miydim? Veteriner fakültesi.. Geçen cumartesi kaydımı yaptırdım..
Gerçekten çok mutluyum, istediğim yerdeyim. Ve bunu sabahtan akşama
kadar tabiri caizse "inek gibi" çalışarak değil, gezip tozarak yaptım.
Çalışsaydım daha yüksek yerlere gelebilir miydim, evet. Ama olsun, dediğim gibi, istediğim yerdeyim ve mutluyum :)
Hedefiniz ne olursa olsun unutmayın, her zaman yarı yarıya şansınız
vardır.. Zar atıldığında belki 6 gelme oranı 1/6 olabilir, ama 6 atma
şansınız %50dir. Ya atarsınız ya da atamazsınız. Hayat da böyle, her
zaman %50 şansınız var, ya tamam, ya devam...
Tarih 10 Eylül 2008, 03:28. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
facebook kalabalıklaştı, facebook kapanır mı, mark zuckerberg'in mesajı, ücretli
Tüm Facebook kullanıcılarının dikkatine
Facebok denen şeyi aktif olarak kullanıp kullanmadığınızı anlamak için
yaptığınız işlemlerin kontrol edilmesi yeterlidir, ve facebook
yönetiminin elinde bu yetki var. Yani, sadece giriş çıkış bile
yapsanız, bunlar kaydedilir ve akif olup olmadığınız anlaşılır.
O yollanan yazıda geçenlerin ise hiçbir hükmü yoktur. İsteyen herkes
mesajının altına "Mark Zuckerberg" yazıp yollayabilir. Ayrıca bir de 15
kişiye yollayın meselesi var yanlış hatırlamıyorsam? ya 15 kişi
tanımıyorsam ben facebookta? silinecek mi hesabım?
Paralı olacakmış a gelelim, msn için de aynı şeyi dediler (mavi olcak
falan filan) n'oldu? anlamsız, saçma sapan mailler olarak mail kutumuzu
boşuna doldurup silmek için zamanımızı harcattı..
Tabii siz yine bu mesajı takmayacaksınız, gereksiz ve saçma sapan
şeyleri yollamaya devam edeceksiniz.. Biraz oturup düşünün lütfen..
haa son bi uyarı, Tüm Facebook kullanıcılarının dikkatine
Facebok denen şeyi aktif olarak kullanıp kullanmadığınızı anlamak için
yaptığınız işlemlerin kontrol edilmesi yeterlidir, ve facebook
yönetiminin elinde bu yetki var. Yani, sadece giriş çıkış bile
yapsanız, bunlar kaydedilir ve akif olup olmadığınız anlaşılır.
O yollanan yazıda geçenlerin ise hiçbir hükmü yoktur. İsteyen herkes
mesajının altına "Mark Zuckerberg" yazıp yollayabilir. Ayrıca bir de 15
kişiye yollayın meselesi var yanlış hatırlamıyorsam? ya 15 kişi
tanımıyorsam ben facebookta? silinecek mi hesabım?
Paralı olacakmış a gelelim, msn için de aynı şeyi dediler (mavi olcak
falan filan) n'oldu? anlamsız, saçma sapan mailler olarak mail kutumuzu
boşuna doldurup silmek için zamanımızı harcattı..
Tabii siz yine bu mesajı takmayacaksınız, gereksiz ve saçma sapan
şeyleri yollamaya devam edeceksiniz.. Biraz oturup düşünün lütfen..
Haa son bi not, Mark Zuckerberg Türkçe bilmez...
http://gabriel-mequer.bloggum.com kurucusu GabrieL MeQueR
İşte o metin:
"Tüm Facebook kullanıcılarının dikkatine:
Facebook son zamanlarda aşırı derecede kalabalıklaştı.
Birçok kullanıcı Facebook'un yavaşlamasından
şikayetçi. Kayıtların gösterdiğine göre bunun sebebi çok fazla aktif
olmayan kullanıcı olması. Öte yandan çok fazla yeni Facebook
kullanıcısı var. Biz bu mesajı, kullanıcıların aktif olup olmadığını
bulmak için çevrenize gönderiyoruz.
Eğer aktif kullanıcı iseniz lütfen 15 kişiye bu
mesajı kopyala+yapıştır yapın (yani gönderin diyor). Bu mesajı 2 hafta içinde göndermeyenler, yeterli boş alan açılabilmesi
için tereddütsüz silinecektir.
Eğer Facebook hâlâ çok kalabalık olursa kibarca bir parça bağış
isteyeceğiz (ödemeli yapacaklar kelekler). Fakat bu mesajı tüm
arkadaşlarınıza gönderdiğinizde bize kimlerin aktif kullanıcı olduğunu
gösterecek ve üyeliğiniz silinmeyecektir
Facebook kurucusu
Mark Zuckerberg"
Tarih 10 Ağustos 2008, 10:28. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
anı, arsa, av, balık, bodrum, cennet, deniz, disko, ferhat göçer, izmir, karaburun, tatil, urla, yazlık, çeşme
İzmir'e gideceğimi daha önce yazmıştım sanırım, tam yerini vermem gerekirse İzmir/Karaburun a gittim tatil için. Bir nevi cennetin dünyaya yansımasını
gördüm orda. Kaldığım yer denize 100 metre kadar bir uzaklıkta,
arkasında ise dağlar var. Kekik, nane, ve daha adını bilmediğim onlarca
otla dolu bir dağ... İnanılmaz bir kokusu var..
Plajların o
kadar güzel olduğunu söyleyemem, her taraf çakıllarla ve çakıllardan
daha büyük taşlarla dolu. Sadece bir bölgede kum bulabiliyorsunuz,
oranın hemen dibinde de paslı bir gemi yatıyor. Ama yine de eğlenceli..
Karaburun'un
kendisine ait "Bodrum" u ve "Çeşme" si de var. Çeşme'ye gitmeye vakit
bulamadım, ama Bodrum'u gördüm. "Gördüm" diyorum, çünkü bakıp çıktım,
zira çok doluydu :)
Bir de, balığa çıktık kayıkla -kürek ve birçok malzeme daha vardı yanımızda elbette- ve bu sayede beni deniz tuttuğunu öğrendim :) buna rağmen 4 kez olta atmayı başardım, birincisi boş, ikincisinde bir kopez,üçüncüde çift kopez, dördüncüde de bir kopez yakaladım. Bir anlamda 4de 4 yaptım :)
Karadan bahsetmek gerekirse, böyle bir yer için inanılmaz ucuz arsalar. Metrekaresi 5-6 lira civarı diye duydum. 700 metrekarelik bir arsa 4-5 milyar yani.. İsteyenler için bir adet disko da var. "Disko Mimas" ..
Urla'ya
falan da uğradık geri dönerken -bu arada "Urla Sestel" e çok teşekkür
ediyorum burdan, aldığımız kamera bozuldu sıfırıyla değiştirdiler, mp3
üm bozuldu yerine telefon verdiler :) - Kardeşim adamın birine "Denizin evi nerde amca" deyince adam biraz afallasa da "onlar istanbula gitt"i dedi :) (Deniz "Kavak Yelleri" dizisinde bir oyuncu)
Unutmadam, Karaburuna gidecekseniz, ucuz olan tek şey balık ve arsalar, haberiniz olsun :)
Bir de, Ferhat Göçer'in Karaburunda bir yazlığı var :)
Tarih 25 Temmuz 2008, 10:27. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
nedir, peyzaj mimarlığı, veteriner hekimlik, veterinerlik, öss, öss tercihleri, öğrenci seçme sınavı
Evet, bugün tercihlerimi verdim. Hani şu ÖSS sonucunda gireceğim üniversite olayı.. Birinci tercihim İstanbul Üniversitesi Veteriner hekimlik, ikincisi ise aynı üniversitenin Peyzaj Mimarlığı bölümü.
Veterinerlik
zaten kesin, peyzaj mimarlığını ne olur ne olmaz diye yazdım.
Bilmeyenler için mesleklerin kısa açıklamalarını da yazmak istiyorum,
izin verirseniz :)
Veteriner,
latince hayvan demek olup, veteriner hekim ise evcil ve yabani
hayvanların hastalıklarının teşhis ve tedavileri, ıslahıyla uğraşan
kimseye verilen isim. Her türlü hayvan hastalıklarının teşhis ve
tedavileri, hayvanların üreme ve ıslahlarıyla gıda kontrol hizmetleri,
zoonoz hastalıkların (hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara
bulaşan) önlenmesiyle uğraşan mesleğe veteriner hekimlik denir.
Veteriner hekimlik mesleği dünyada en eski tarihe sahip mesleklerinden
birisidir. Hayvanların evcilleştirilerek insanlara faydalı olmaya
başlamasıyla birlikte veteriner hekimlik mesleği de ortaya çıkmaya
başlamıştır. Hayvanların ehlileştirilmesiyle insanların beslenme işi
daha düzenli hale gelmiş, bunların et, süt, yumurta, yün gibi
verimlerinin daha fazla arttırılarak en yüksek verim elde etme yolları
araştırılmaya başlanmıştır.
Peyzaj mimarlığı, tanımlanması en güç tasarım dallarından biri. Bu zorluğun nedeni, doğa kadar çok yönlü ve karmaşık bir olguyla insan algılarına indirgenmiş ve soyutlanmış olarak çalışıyor olması. Peyzaj mimarlığı disiplinini öne çıkaran ve gündeme taşıyan da aslında tam olarak bu indirgeme ve soyutlama. Doğa, mekan ve yapay olanın arasındaki karmaşık denge, peyzaj mimarının rolünün bir simgesini oluşturuyor. Doğa ve yapay olan arasındaki uyumu yakalama çabaları, insanlık tarihi kadar eski olsa da, “bizi koruyan ve besleyen çevre” ile kentlerin keskin gerçekliği arasındaki denge, bu tarihin başlangıcından bu yana çarpıcı biçimde değişti. Modern toplumlarda peyzaj mimarlığına verilen önemin ve duyulan ilginin her geçen gün artması, bu farkındalıkların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Tarih 13 Temmuz 2008, 10:26. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
antalya belediyesi, balici çocuklar, sokak çocukları, tinerci çocuklar
Hiçbirşey söylemiyorum, söyleyemiyorum.. sadece videoyu izleyin lütfen.. ve yorumlarınızı bekliyorum..
Burdan izleyebilirsiniz..
Tarih 06 Temmuz 2008, 10:25. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
internet alış verişi, media markt, nintendo wii, ps3 wii, wii aksesuarları, wii fit, wii nunchuk fiyatı, wii remote fiyatı, wii remote nunchuk, wii sports, yeni nesil konsol
Çoğu insan gibi konsolların gereksiz olduğunu düşünürdüm. Çoğu derken
çevremdekilerden aldığım tepkilere bakarak konuşuyorum. Ama geçen hafta
bu düşüncem tamamen değişti..
Geçen hafta "Nintendo Wii" denen
yeni nesil konsollardan birini aldım. Eve götürüp oynamaya başladım,
ama ne oynamak! Tam beş saatim uçup gitti.. İşte o an konsol denen
meretin nasıl bir furya olduğunu anladım.. Kopamıyordum.. Dün yine
paraya kıyıp oyun almaya karar verdim, zira wii sports ve wii fit
oyunları artık bana yetmiyordu. Ve bir ilki başarıp (!) babamı
internetten alış-veriş yapmaya ikna edip kredi kartını aldım..
Telefon
hatlarının -telekom sağolsun- kısa bir süre için kesilmesiyle
internetim durdu, açıldığında hiç vakit kaybetmeden siparişimi verdim..
Ve şimdi oyunumu bekliyorum :)
Peki benim düşüncem nasıl
değişmişti? O kadar parayı nasıl olmuş da bir konsola vermiştim? İşte
tam burda Media Markt devreye giriyor. Media Markt -reklam amaçlı
değil, vallahi para mara almıyorum adamlardan- Neredeyse tüm ürünlerini
yerinde deneme imkanı sunuyor size, neredeyse tümü diyorum çünkü
pilleri kullanmamıza izin vermediler :)
Bu arada, eğer konsol
alacaksanız sakın makinaya verdiğiniz parayla kurtulacağınızı sanmayın,
zira oyunlar 100-160 Lira arasında değişen fiyatlara sahip ve
aksesuarlar da bir o kadar el yakıyor. Az önce Wii Remote ve nunchuk
fiyatı sordum Media Markt tan, aldığım cevap: "Wii Remote 159 TL
Nunchuk 79 TL" efendim :)
Size bazı fotolar da buldum :)
Wii nin normal hali:

Wii için bazı aksesuarlar -silah ve spor kitleri-:


Kilo vermenize yardımcı olacak süper bir alet! Wii Fit Balance Board -en azından bende işe yarıyor :) - :
4 Wii Remote, 4 nunchuk, 1 Wii, 7 oyun konulabilen ev için hazırlanmış özel bir stand:

Son olarak, PS3 oynayan bir bayanla Wii oynayan bir bayanın arasındaki fark :) tahmin edin hangisi Wii oynuyor? :) :
Tarih 27 Haziran 2008, 10:24. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
asgari ücret, açlık, açım, iş arıyorum, işsizlik
Ben kendimi bildim bileli vardır bu sorun, işsizlik. Aslında bu konuda söylenebilecek pek birşey yok. Zaten asgari maaşa "maaş"
demenin bile saçma olduğu bir ülkede işsiz insan olmamasını beklemek
hayalperestlik olmaz mıydı? Bu devirde o miktardaki parayla
-bekarlardan bahsetmiyorum, onlar yine idare edebiliyorlar- ev
geçindirmek mümkün mü? Değil elbet. Madem öyle adam neden "karın açlığına" çalışsın ki?
Bu konu çok uzayacağa benziyor ve benim de vaktim yok :) yorumları size bırakıyorum...
Tarih 17 Haziran 2008, 10:23. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
öss 2008, öğrenci seçme sınavı
Bir ÖSS daha geride kaldı. Umutlar, hayaller ya gerçeğe döndü, ya da
seneye kaldı. Hatta bazıları için geride kaldı. Ama her sene olduğu
gibi bu seneki ÖSS den de yeni şeyler öğrendik...
Haftalar
önceden yapılan uyarıların aslında pek birşey ifade etmediğini
öğrendik, halkımızın ne kadar çabuk galeyana geldiğini, ne koparsak
kârdır zihniyetinin yakamızı bir türlü bırakmayacağından da iyice emin
olduk...
Hacı Sabancı Lisesinde girdim sınava. Sınavdan önce banklardan birinde babamla oturuyoruz, yanıma bir "adam" geldi.
-Oturabilir miyim?
-Tabii abi..
Biraz gündemden konuştuk, sohbet yine -tam da olması gerektiği gibi- sınava geldi.
-Abi kaç puan hedefliyosun?
-Bana 160 yetiyo
-Ciddi misin?
...
Derken
içeri alınmaya başladı adaylar. Bu arada, bölmüş gibi oluyorum ama,
bilmeyenler için giriş belgesindeki birkaç uyarıyı açıklayayım, zira bu
uyarıları bilmezseniz pek bir anlam ifade etmez anlatacaklarım.
Ön kısımda, turuncu renkli bir yazı bize "Cep telefonuyla gelen adaylar sınav salonuna kesinlikle alınmayacaktır" diyor. arka sayfada da aynı uyarı. Uyarılar başlıklı uyarı metnini okuyoruz. Bir tanesi yine aynı "... içeri alınmayacaktır" uyarısı. Son uyarıda ise "Cep telefonları salon girişinde emanete alınmayacaktır" yazıyor.
Şimdi
ben telefon bana gün boyu lazım olduğu halde, bu uyarıları dikkate
alarak telefonumu evde bırakırsam, ve telefonların salon girişinde
emanete alındığını görürsem ne yapmalıyım? Yine ben cevaplayayım,
sessiz kalıp oturmalıyım.. Kısaca, bundan sonra uyarıları dikkate
almamalıyım...
Sınav bitti, evlerimize döndük vesaire. Ertesi
gün -yeni mezun oluyorum liseden- kep töreni provası için okulda
buluştuk arkadaşlarla. Bir tanesinden duyduğum sözleri aynen iletiyorum:
-Ya abi benim yanımda 8 aylık hamile kadın vardı, artık n'apcaksa ÖSS yi..
Bir diğeri,
-Benim sınıftaki tek yeni mezun bendim abi etrafıma bakıyorum -falan filan-...
Bir başkası,
-İlk 20 dakkadayız abi, bi baktım millet ayaklandı.. son 30 dakkaya girdiğimizde sınıfta bi ben, iki de kız vardı..
Diye gidiyordu konuşmalar..
Biraz
da sınav sorularından bahsedelim. Bence genel olarak güzel hazırlanmış
bir sınavdı. İptale gidebilecek birkaç soru var gibiydi. Matematik-2
nin yarısının türev-integral olması işime gelmediyse de iyi geçti
diyebilirim :)
Umarım herkes emeğinin karşılığını almıştır diyorum ve daha fazla uzatmadan sözü siz, okuyucularıma bırakıyorum. Buyrun, yorum sizin..
Tarih 12 Haziran 2008, 10:22. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
abi, ölüm
Evet, bugün bir abi kaybettim. Önce kendisini bana dünyanın en
güvenilir kişisi olarak tanıttı, ve güvenilirdi de başlarda. Aynen
yıllar önce yıkılan Türk devletlerinin yıkılma nedeni gibi "Kalemi içten çökertti..."
En önem verdiğim şeylerden birini kaybetmeme neden oldu.
O öldü, en azından benim için...
Tarih 11 Haziran 2008, 10:21. Yazan GabrieL MeQueR.
Etiket:
2008, dünya kupası, euro, euro 2008, euro2008, futbol, isviçre, karşılaşması, türkiye
Euro2008 bir rüzgar gibi esiyor şu anda, herkese dertlerini bir
süreliğine unutturarak eğlenmelerini sağlıyor, gündemden uzaklaştırıyor
adeta. Herkes "BİZ" diyor. Birlik, beraberlik had safhada, ama unutulan birşey var, biraz da "SİZ" demek...
Unutulan
diyorum, çünkü bu eğlenceli organizasyon bir gladyatör savaşına,
sahalar arenaya dönecek böyle giderse. Geçen seneleri hatırlayın, Dünya
Kupasını.. Yine aynı takımla "Kader Maçı"mız vardı. Atmosfer neredeyse aynıydı, iki taraf ta sadece "BİZ" diyordu. Dostluktan, kardeşlikten bahseden birilerini bulmak mı? Hiç sanmıyorum...
Ama
öyle umuyorum ki bu akşam herkese gerçek futbolu gösterecek iki takım
da, sonunda da kazanan insanlık olacak. Öyle umuyorum ki taraflar
birbirine kardeşçe sarılabilecek bugün. "İmkansız..." dediğinizi duyar gibiyim, ama hayal kurmak insanı insan yapan yegâne şeylerden değil midir?
Hakeden kazansın diyorum ve iki takıma da sevgilerimi yolluyorum...